Ana içeriğe atla

SEÇİME ve SEÇİM

Oyun sandığı, çeyiz sandığı, alet edevat sandığı, define sandığı, harita sandığı. Görüyor bakıyoruz ki kıymetli varlıklarımızı ve gelecek umutlarımızı hep sandıkların içine koymuşuz. Sandıktan ne çıkacak, ne çıkmasını bekliyoruz? Tabi ki geleceğimizin teminatı olan araç gereçlerimiz değerli eşyalarımız. Acaba, katılımcılık, çoğulculuk, eşitlik, adalet, gibi kavramların pratikte çıkacağı bir sandık var olacak mı? Yoksa her zaman bencil kişilerin elinde şekillenen yukarıda saydığımız sandıklar gibi benim sandığım, senin sandığın diyen kişilere hizmet eden, her daim olduğu gibi A kişisinin sandığı sandık mı olacak?  Demokrasi sandığı verilen sınav sonucunda hissi bir sandık mı, bilinçli bir sandık mı olduğunu bizlere ayan beyan gösterecek? Rüzgâra kapılan yapraklar bakalım hangi evin bahçesinde daha fazla toplanacak? Ayakları yere sağlam basan yürekli insanların bilinçli seçimi geleceğimizi güvence altına alacak. Gerçek demokrasinin bahar havasını estirecek. Çocukluğumuzdan bu tarafa sandıkları farklı yorumladığımızdan hatta yorumlarımız baskı altında tutulduğundan, çoğunlukla kişisel fırsat aracı olarak belleklerimize sandıkları kazıdık. Katılımcılık, çoğulculuk, eşitlik, adalet, gibi kavramları daha sonradan öğrendik veya öğrenemedik. Teoride her şey mümkündür. Aslında ruhumuza bir şeyler ne katıyorsa bu durumu genelde pratik eylemlerimize borçluyuzdur. Çünkü o zaman tarihin bir parçası oluruz. Ve geleceğimizi de belirleyen seçimlerimizdir. Sonuçta adı demokrasi sandığı olan seçim sandıkları bu zamana kadar geçen sürede hep ülkenin menfaatini gözettiğini, düşündüğünü iddia eden kişi ve kurumların teminat sandığı olmuştur. Bu günlerde yaşadıklarımız bize gösteriyor ki o ivme aşağıya doğru kırılmış tarihsel gelişmenin önünü tıkamış bencil insanlar tarih sahnesinden silinecek ya da bu seçimlerden sonra kök salacaktır. Doğrusu o gün bilinçli toplumu yaratacak ve sandıktan çıkacak oyların hakkını verecek insanların geleceği üzerine güneş doğacaktır. Çünkü bölgedeki halkların özgürlük teminatı seçim sandıklardan çıkacak özgür bireylerin seçimine bağlıdır. 

Can Ezgin  

Telif Hakkı Saklıdır                                                                                                   
    

             
          

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...