Ben silindir miyim, küp müyüm? “Yol alan poliedr.” Çünkü poliedr çok yüzlüdür; her yüzü dünyaya başka bir yönden bakar. Ama bu durumunda bu poliedr sabit durmaz. Yürür, öğrenir, değişir ve her yeni deneyimde kendine yeni bir yüz ekler. “Ben kimim?”den çok, “Ben neye dönüşüyorum?” sorusunun geometrisi. Eğer insan gerçekten kendini inşa eden bir heykeltıraşsa, yonttuğu şey karakteri midir, bilinci midir, arzuları mıdır; yoksa bunların hepsinden daha derinde bulunan yön duygusu mudur? Hepsine bakınca, sırasıyla onlardan bir parça varlık uzatsaydım ne yaparlardı? Verdiğim varlık parçası yabancı bir parça değil, insan parçası. İnsan bir et ve kemik yığını değil. Bunu onlar da bildikleri için kendilerini düşünceye, sanata ve araştırmaya vermişler. İnsanı yaratanlar arasında şerefli ve insana yakışan yolu seçmişler. Beni ben yapan, insanların hikâyeleri. O hikâyede her şey var; insana ait olan her şey. Ama asıl ben, onunla temas edenim. Bana ait olan kısımda kendim olmayı bilmeliyim. Çünk...
Bağlantılar, Bilgi ve Yaşam Üzerine Felsefi Bir Deneme: İlk hücre düzeyinde amaç, çevresel koşullarla etkileşim ve aktarımın bir sonucu olarak ortaya çıktı. İlk hücre düzeyinde böyle bir amaç gerçekten var mıydı? Yoksa biz mi, sonradan oluşan bu süreci “amaç” kavramıyla mı açıklıyoruz? Öğrendiğini aktarmak, yaşamın en temel geri besleme yönü olabilir mi? Derinlerde süregelen yaşamın en temel motivasyonu öğrenmek ve öğrendiğini aktarmaksa, bu düşünce bizi nasıl bir anlayışa götürür? Eğer eğitim öğrenmeye bağlıysa ve öğrenmenin temelinde devamlılık varsa, o zaman “öğreten” nedir? Öğreten yalnızca bir insan mı, yoksa hayatın kendisi mi? Belki de öğretmek yalnızca bilgi vermek değildir. Öğretmek; bir varlığın başka bir varlıkta dönüşüm oluşturabilmesi, onda yeni bir bağlantı ve farkındalık uyandırabilmesidir. Bu nedenle bir kişi yalnızca kitaplardan ya da insanlardan öğrenmez; deneyimlerden, ilişkilerden, acılardan, kayıplardan, sevgiden ve yaşamın kurduğu geri bildirimlerden de öğren...