Bilginin kabuğundan içe evrilen birey, bağlantısal düzlemde homojen ve sanatsal ilişkiler yaratıyor. İletişim dünyası, bağlantıdan bilgiye; bilgiden ise anlama doğru evriliyor. Bugün asıl kritik eşik, anlamın kişisellikten ve bireysellikten arındırılma girişiminde ortaya çıkıyor. Çünkü anlam, yalnızca üretilen bir şey değil; aynı zamanda paylaşılan, dönüştürülen ve yeniden kurulan bir yapıdır. Bilgi temelli bireysel dünya perspektifi ve kavramsal etkileşim düzlemi üzerinden bakıldığında, bireyin varlık nedeni bilmek olarak belirir. Ancak bilmek, salt veri toplamak değildir. Bilmenin yaklaşık yüzde yetmişi anlamlandırma süreçleriyle şekillenir. Geriye kalan yüzde otuz ise praksis içinde, yani deneyim ve eylemle, diyalektik bir süreç içerisinde içselleştirilir. Bu etkileşim alanında birey, giderek “kübit estetik” olarak adlandırılabilecek yeni bir sürecin parçası hâline gelir. Burada anlam, sabit değil; olasılıklı, çok katmanlı ve etkileşimle sürekli yeniden kurulan bir yapıya dönüşür....