Dünyaya geldiğimde annemin kucağındaydım. Emeklemeye başladığımda, düşlerimde yürüyordum. Kuşları gördüğümde o ilk heyecanımı anımsıyorum. Uçurtma uçurduğumda gökyüzünde süzülüyordum.
Düşünmeye başladığımda arayışlarım derinleşti. Ulvi ve yüksek şeyler düşündüm. Metafizik bir okyanustaydım. Yıldızlar içime düştü. Karanlığı yıldızlara böldüm.
Gökyüzü dışımda değil, içimde genişlemeye başladı. Çünkü karanlık, parçalandığında korkulacak bir şey olmaktan çıkıyordu. Işığın saçılımı karanlığın bölünmesiyle gün yüzüne dağıldı.
Ve sonra kitaplarla tanıştım. İç dünyamı keşfetmeye başladım. Sonsuzluk içimde deviniyordu. Ben yalnızca ben değildim. Ben bir alacaklıydım. Kitapların arasındaki duyguları, bilgi öbeklerini içimdeki sonsuzlukta açmalıydım. İçten dışa doğru evrimleşen enerji, kavramları görünür ve anlaşılır hâle getiriyordu.
Şimdi içimde bütün kavramlar yaşıyor. Kavramlar yaşar mı? Yaşıyormuş. Dünyadan alacaklı değilim. Dünya benden alacaklıydı.
Yaşamın kaynağı, yaşamın içinde gizliydi.
Can Ezgin
Telif Hakkı Saklıdır
Yorumlar
Yorum Gönder