İnsan bir suretin içinde, benzer suretlerle diğer sureti bir şekilde yok ediyor. Ama biz varlığın ilk suretine bakarken aynı sanıyoruz. Dolayısıyla nesneler zamanı, hafızayı ve bunlara bağlı olan ilişkileri manipüle ediyor. Her şey, bir monolit ile uyanan merakla; suretin içinde benzeyen ve sürekli konuştuğumuz ruh hâlimizi, monolit ile görünür kılıyor. Bunlar felsefi açıdan insanın anlayışı ve kavrayışı ile ilişkilendiriliyor. Varlık, suretler aracılığı ile sarmal şekilde bir üst Tin'e ulaşıyor. Gladyatör II filminde bu, çok bilinçli olmasa bile bir şekilde senaryo bağlamında anlaşılır olmuş. Roma'daki merkezde duran iktidar yozlaşmış. Tin bu toplumsal düzende çarpışık. Ama bir Lucius var. Böylece Tin'in kendine ait, evrensel ölçekte özerk bir alanı olduğunu keşfetmiş oluyoruz. Çünkü Lucius rüyalarında önemli imgeler, yani onu uyaranlarla karşılaşıyor. Lucius henüz bilinçli olarak kavramadan önce, rüyalar aracılığıyla bazı imgelerle karşılaşıyor. Bu imgeler ona bir şey s...