Dorian Gray'in Portresi, bilinç ile dış dünyanın ilişkisini sorgulayan romanlardan biridir.
Genç ve çok yakışıklı Dorian Gray'in bir portresi yapılır. Dorian, gençliğini ve güzelliğini sonsuza kadar korumayı ister. Dileği gerçekleşir: Kendisi yaşlanmaz; fakat yaptığı her ahlaki seçim, her kötülük ve her yozlaşma portreye yansır. Portre giderek çirkinleşir, Dorian ise dışarıdan hâlâ genç görünür.
Romanın temel düşüncesi şudur: İnsan bilinci ve eylemleri, görünmese bile bir iz bırakır. Dolayısıyla bugün içinde yaşadığımız dünya da bilinçlerin eseridir. Dorian Gray'in portresi bunun sembolik bir anlatımıdır.
Bilinçteki dönüşüm, maddi dünyada bir karşılık olarak görünür hâle gelir. Romanda bu karşılık tuval üzerindedir; gerçek hayatta ise bazen doğada, toplumda, şehirlerde, sanatta ve insanların birbirleriyle kurduğu ilişkilerde görülür.
İnsanın iç dünyası, dış dünyada nasıl olur da bir iz bırakır?
Çocuk yaşımda gördüğüm bu rüya ne kadar kişisel olabilir? Belki de bu rüya, insanın varoluşsal derinliklerinden gelen, hayatta kalma içgüdüsüyle örülmüş, gezgin ruhlu bir çocuğun imgeler dünyasıydı.
Yaşanmışlık
Sana yaşanacak değil,
yaşanmışlık bırakmalıyım.
Yolları bilmeden yola çıkanlardanım.
Yolları sırtında taşıyanlardan say.
Belki de bu yakışır bize.
Bir çare aramaya çıktığımı sanıyorlar.
Bir şeyler anlamını yitirmiş.
Gitmek dışında...
Çoktan eriyip pul olmuş
hüzünlü dünya.
Sen yaşama koşacakken,
hayallerinin ardı sıra,
şimdi duruyorsun kendine yabancı,
sesine yabancı diyarlarda.
Yaşanmışlık bırakmalıyım.
Senin hayatın,
senin yaşadıkların.
Can Ezgin
Telif Hakkı Saklıdır
Yorumlar
Yorum Gönder