Ana içeriğe atla

MAKYAJIN ALTINDAKİ


Kapitalizm, her ne kadar size bilgi edinmeniz adına burs veriyor olsa da, bu durum sadece şimdilik bizim gibi ülkelerde geçerliliğini korur. Gerçekten kapitalizmi temsil eden ülkelere bakarsak yani burs konusunu tekrar örnek olarak verecek olursak. İnsanlar çocuklarını iyi okullarda okutabilmek adına binlerce dolar para ödemek zorunda kalıyor. Bizim gibi ülkelerde bilgi sermaye olarak daha henüz benimsenmiş, kabul görmüş değil. Çünkü kapitalist ülkeler güncellenen yeni bilgilere ha dediğinizle ulaşamıyorlar. Onlarda o güncel bilgilere ulaşmak adına yatırım yapmak ve bedeller ödemek zorunda bırakılıyorlar. Yabancı bir çok üniversitelerde köşe bucak yeni yeni kürsüler açılıyorken bizde devlet üniversitelerinde felsefe bölümleri kapatılıyor. Aptallar ordusu yetiştirmek istiyorsanız sadece teori konuşan öğrenciler yetiştirin yeter. Peki uygulamalı pratik sahada risk almayı gerektiren bilimsel öğretiler için ne olacak? Yani minimum düzeyde riski içinde barındıran bilgiler için ben ne yapmalıyım. Tabi ki kesenin ağzını açmalıyım. Ya da benim benimsediğim yoldan yürümek zorumda kalırsınız. Nedir bu yol? Bu yol şundan ibarettir. Çok basit ve pratik. Mesela karşılaştığınız temel soruna bağlı işin ehli olan kişilerin kitabını ya da makalelerini okuyarak anladıklarınızı pekiştirmek içinde entelektüel çevrelerde edindiğiniz güzel insanlarla o konular üzerine tartışmada bulunarak sohbet ortamlarında katılımcı olmanız size kısmen de olsa faydalı olur. Komünizme yumuşak geçişten söz ediliyor. İnsanların kafasındaki kült kapitalizmidir. Aslına bakarsanız kapitalizm feodalizmin bir uzantısı sayılırken sosyalizmde komünizmin bir uzantısını meydana getirecek zemini içinde taşır. Sermayenin bilgi düzeyine dek inmiş olması bilginin günümüzde mevcut sermayenin yerini almış olması kapitalizmin bittiği anlamına gelmez. Sadece paranın ve üretim araçlarının önüne geçti anlamını taşır. Bu durumsa kapitalizmi ortadan kaldırmaz daha da katılaştırır ve güçlendirir. Gelecekte sosyalizme ihtiyaç duyulmasının asıl sebebi bilginin birinci elden paylaşımını kolaylaştıracağını uman kapitalistler bu geçişe zemin aramaktalar. Yoksa yakında bu yüz yıl içinde fabrikalarda çalışacak işçiler bulmayacaklar. Günümüzde bilgi bireyde saklı. Salt makinelerin gücü bu durumda size hiçbir şey vadetmiyor. Kapitalistler sosyalizmin imkanlarını yine kendi çıkarlarına kullanma amacını gütmekteler. Komünizm insan zihninin özgürleşmesi ve toplumsal külteri yıkılmasına kapı aralayacak gibi gözükmekte.

Can Ezgin
Telif Hakkı Saklıdır

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...