Ana içeriğe atla

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ

Dünyanın sahipsiz olmadığını düşünenlerdenim. Ateş çemberi içinde aslan terbiyecileri, kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. İnsanın kendisini yetiştirmemesi için bir sebep yok. Ders almak isteyen kişilere dünya sahnesi her gün aklımızın sınırlarını zorlamaya itiyor. Bütün mesele silkinip kendimize gelmekle ilgili. Ama buna aslan terbiyecileri müsaade eder mi? İşte orası meçhul. Çünkü evrensel doğrulardan alabildiğine insan ruhunu uzaklaştırdılar. Kimsenin düşünmeye fırsatı yok. Kümesten başını çıkaranlara "hop" diyorlar. Dünyayı onların doğrularıyla görüyor ve onlar gibi duyumsamaya başlıyoruz. Ondan sonra gelsin liyakatler, madalyalar, ödüller... Kime takdir verilecekse, dünyayı daha yaşanabilir kılmasını bilen kişilere verilmeli. Nefret nasıl insan duygusu ve insan ürünü ise, sevgi ve saygı da insana özgü duygulardır. Çivisi çıkmış bu dünya, ancak sevgiye inanan insanların üstesinden zamanla geleceği bir şeydir.

Olumlu düşüncelerin hayat bulması yalnızca bireysel bir çabala mümkün değil. Toplumsal düzeyde de bir farkındalık ve uyanışa ihtiyaç duyulmaktadır. Sevgi ve saygı, sadece bireyleri değil, toplumları da dönüştürebilecek güçlü davranışlar uyandıran duygulardır. İnsanlar birbirlerine sevgiyle yaklaştığında, bu duygu toplumsal yapıyı derinden etkiler. Bireysel farkındalık ve kolektif çaba, özgürlüğün kapılarını aralar.

Kendimizi tanımak ve çevremizi olumlu etkilemek kolay değil, çünkü gereksiz baskılar ve sistematik, kısıtlamalar özgürlükleri sınırlıyor. İnsanın içsel potansiyelini fark etmesi ve buna göre hareket etmesi, dünyadaki büyük dönüşüm için bir başlangıç olabilir. Her birey, kendi yolunu bulmak için adım attığında, toplumsal önyargılara ve yanlış kabullere karşı durduğunda; sevgi ve saygının rehberlik ettiği dünyaya doğru ilerler.

Sevgi ve saygıya inanan insanlar, bu uğurda gösterecekleri azim ve kararlılık sayesinde çivisi çıkmış dünyayı yeniden yaşanabilir bir yer haline getirecektir. İnsanlık, daha bilinçli, özgür ve adil bir geleceğe doğru yürüyebilir. Sevgi, bir yandan insanları bir arada tutan, diğer yandan onları özgürleştiren bir duygudur.

Birbirimize sevgi ve anlayışla yaklaştığımızda, erdemli bir hayatın kapıları ardına kadar açılır. İnsanlık, geleceğe doğru yol alırken, sevginin ve saygının ışığında gerçek özgürlüğü keşfedecektir.

Can Ezgin


Telif  Hakkı Saklıdır 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...