Ana içeriğe atla

SIFIR ve BİZE KATACAKLARI

Hiç bir şey bize özellikle matematik bakış açısı dışında evrene başka değerler ölçeğinden bakamazsınız, bakılmaz dememekte. Matematik şu anda en kullanışlı olan. Bu noktada kullanışlı denildiği taktirde şöyle bir sonuca varılması kaçınılmaz gözükmekte. Bu durumda davranışsal tasarruflar kulvarına gelinebilir. Çünkü her ne olursa olsun fütursuz davranışların açıklanabilir denklemleri varsa da sonuç tahmin edileceği gibi felaket olabiliyor. Bu duruma eksi bakiye ya da sıfırı tüketmek denebilir. Günümüzde artık öyle bir noktaya geliyoruz ki belki de geldik, bilimler arası bir disipline ihtiyacımız var. Bilimden kastım matematik tabanlı genel geçerliliği gündelik hayatımızda faydalı olanların dışında sadece bilimler arasında kurulabilecek bir disiplin. Ne olursa olsun bu noktaya gelindiğinde böyle bir disiplini oluşturabilmek adına başvuracağımız alfabe yine matematik olacak gibi. Ama matematik nasıl geçilebilir onun yerine matematiğe benzer bu disiplinleri bir arada sembolize edebilecek gelişimlere, yeniliklere açık dilin yapısı nasıl kurulur inanın kestirmekte güçlük çekiyorum. Şunu da ifade etmek isterim aslında bende matematiğin geçilmesi gereken bir kulvar olduğu kanısındayım ama en azında o kulvarı geçmeden önce özümsemeli, idrak etmeli ve yerine koyabilecek bir şey bulur ve geliştirildiğini duyacak olursam herkesten önce rafa kaldıracağıma eminim. Matematiğin etrafımızı kuşatmış olduğu bu dünyadan ruhumuzu ne derece özgür ve bağımsız kılabiliriz. Ama sadece matematiksel anlamda zihnimiz kuşatılmış olsa. İlk önce matematik ve ardıllarından kurtulmamız için rakamları bir kurtuluş değil bağımsızlığımız için bir araç olarak görmemiz gerektiği. Bu bakış açısını kazanmaksa neredeyse bir insan ömrüyle eşdeğer. Modern dünyanın dayattığı gibi insani değerleri de rakamlarla ölçer ve tasarruf olarak benimsersek rakamların dünyasına ruhumuzu yani bilinçsel ve bilinçsizlik düzeyimizi teslim etmiş oluruz. Özgürlük bizlere yeni ve daha yaratıcı bakış açıları kazandırabilmeli. Yani basit şekliyle ben istediğimi yapmalıyım bu özgürlüktür gibi düşünceler fütursuz davranışlara davetiye çıkarıyor. Sonuç sıfır ama o sıfır matematiksel anlamda. Fakat felsefi anlamda felsefeniz varsa (lafım meclisten dışarı) o sıfırın bize katacaklarını sonsuz derecede sıralanmış rakamların katamayacağını adımız kadar iyi biliyoruz.

Can Ezgin  

Telif  Hakkı Saklıdır

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...