Ana içeriğe atla

DELİ SAÇMASI

Kendi kendine zarar verenler deli, başkasına ya da çevresine zarar verenler suçlu. Bir delinin düzenini yıkmaya kalkan, deli; o delinin düzenini koruyan ise kahraman. Ölçütü kim ve ne belirliyor? Delilerin ortak kararı kanun; bir delinin doğruyu söylüyor olması ise deli saçması. Toplumsal düzen, insanı kalıplara dökerek şekil vermeyi amaçlarken bir yandan da kendine benzetmeye çalışarak sınırlıyor. Ruhsal sıkıntılarımızın olması kaçınılmaz; onlarla yaşamayı öğrenmek kolayken, onlarsız yaşamak daha zor. Toplumu ve çevremizdekileri tedavi etmeyi düşünmek yorucu ve saçma. Yani, deli saçması.

Evet, deliler doğruyu söyler; ama gerçeği, olması gereken gerçeği olanı öne süremezler. Bizi bu durumlara iten şeyin temelinde, çağımıza uygun olmayan toplumsal beklentiler vardır. Şiddet her zaman bireysel değil, toplumsal bir yöntemdir ve toplumsal çevremizin ıslahı mümkün olmadığı için toplumlarda şiddet egemen kılınmak istenmiştir. Dolayısıyla, toplumsal iradeyi talep edenlerin amaçları çözüm odaklı düşünmekten çok kitleleri yönetmektir. Çözüm odaklı düşündüğünüzde bireyden yola çıkarak konulara yaklaşım sunmalısınız; aksi takdirde bireyi yok sayıp onu nesnelleştiren yönetimsel politikaları takip ederiz.

İnsanlarımızı her seferinde salt iradeyle tanımlamaya çalışıyoruz. Doğruluktan kimse anlamaz; herkes işine geldiği gibi doğruyu kabul ederse, zamanla doğrular yerini yanlışa bırakır. Mesele, kimin ne kadar canı, neden dolayı yandığıdır. Çünkü benmerkezci düşünceler üzerine fikirler üretmek konusunda üstümüze yok. Objektif bir doğrudan söz edecek olursak, o zaman da üzerimize düşen fedakârlığı ve özveriyi yaparız. Altını çizmek gerekirse, dürüstlüğü elden bırakmadan, en azından kendimize karşı dürüstlüğümüzü görmezden gelmeden, gücümüzün yettiği kadar yapabilmek gerekir.

Biz genelde fedakârlığı emrimiz altındaki insanlardan bekliyoruz. Doğruluk adına fedakârlık yapmaya gelince, bizi sarsmayacak kadar fedakârlık yapıyoruz. Doğruluğa bugün her şeyden fazla ihtiyaç var ve doğruluk her zaman gerekli bir erdemdir. Yalanlara itibar etmemek için, önce kendimiz doğru şeyler üretmeyi bilmeliyiz.

Can Ezgin

Telif Hakkı Saklıdır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...