Ana içeriğe atla

AYDINLIK KIPIRTISI

Aydınlık istiyoruz, kara tahtalara içimizi dökmek için kırık bir tebeşirimiz olsaydı; şimdi uyuşuk beyinlerimizde aydınlık doğacaktı. Ve yarınlar için umut tacirleri peşinde koşmayacaktık… Umut üreten ötekileştirilmemiş toplum içinde uyumlu yaşam tarzımız olacaktı. Kayıpları konuşan toplum bireylerinden çok, kazançlarımızı konuşan kişiler olacaktık. Birbirimize sarılmanın doruklarında; yüreklerimizle sevgi ve barış türküleri söyleyecektik. Doğal olanı istemek ne kadar yanlış olabilir ki? Kafalarımızdaki barış umutlarını bombalayanlar boşaltılmış kafalarımızın içinde savaş tamtamları çalmak istiyorlar. Her zaman olduğu gibi...Elimizde savunulacak toplumsal argüman neredeyse bırakmadılar. Toplumun ruhunu temsil eden değerleri de çökertme peşindeler. Yavaş yavaş doğacak olan güneşi kendi istikametlerine doğru çekmekteler. Bir zaman sonra barış güvercinleri içimize çöreklenmiş kin ve nefreti törpülemeye yeterli olmayacak. Karartma günleri, acı sirenler kapımıza gelip dayanmadan önce… Macera düşkünleri gibi davranmadan önce kirli oyunlarla neyin içine çekildiğimizin farkında olacak mıyız? Günümüzde savaşın girdiği topraklarda aydınlık bir gelecek için, barış ve sevgi tohumları yeşermiş mi? Yarın çok geç olmadan savaşın ciddi yanlarını araştırmalıyız. Savaş halinde olan iki toplum için, bir taraf karşı tarafı mağlup etmedikçe kimse barıştan söz edemez. Savaşların çıkma sebeplerine baktığımızda, temelde dünya ülkelerinin ekonomik çıkarları ve kaygıları bulunmakta. Durum böyle olunca o coğrafyada yaşayan toplumlar kışkırtılarak zayıf düşürülmekte. Daha sonra işgalle devam eden süreç nihai amacına taşındığı gibi barışla bitirilir.

Can Ezgin

Telif Hakkı Saklıdır


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...