Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÜÇ NOKTA SANAT

İçsel dedim; yön arayışım bugün bu kavramla başladı. Sanat, toplumsal çatışmaların içinde sürüklenen insanlık için figüratif mi olmalı, yoksa soyut mu, boyutsal mı? Üçünü bir arada düşünmeyi tercih ediyorum. Üçüncü yol: boyut ve boyutlar arası geçiş. Sanat, figüratif, soyut ve boyutlu olmalı; yani hem dış dünyayı biçimsel olarak yansıtmalı, hem içsel duygulanımı çözümlemeli, hem de bu ikisi arasında bir geçiş alanı yaratmalı. İçin dışa, dışın içe evrilmesi, eserin sabit bir anlatımdan öte, yaşayan ve değişen bir yapı hâline gelmesini sağlıyor. Hatta bu geçişler, bir sentezi mümkün kılmalı; böylece izleyici ya da deneyimleyen kişi, esere sadece bakmakla kalmayıp, kendi içsel düşüşünü ve yükselişini de yaşayabiliyor. Bu nedenle sanat gerçek anlamda içimize düşmeli. Görünenin ardındaki duygu ve deneyimi ortaya çıkarabilmeli; yalnızca bir yüzey gösterisi değil, aynı zamanda varoluşsal bir yolculuk olmalı. Sanatın gücü, izleyiciyi içine çeken, düşünmeye ve hissetmeye sevk eden bu evrimleş...

SİBERNETİK ÖZERKLİK

Mackinsey hacklenmiş.  Olayın tetikleyicisi, haftanın başlarında yapay zeka destekli siber güvenlik girişimi CodeWall tarafından gerçekleştirilen bir saldırıydı.  S iber güvenlik firması tarafından geliştirilen yarı özerk bir yapay zeka ajanı, şirketin dahili AI sistemindeki güvenlik açıklarından yararlanarak platforma sızmayı başardı.  Şirket, McKinsey'nin dahili yapay zeka platformu Lilli'ye giriş noktaları bulmak için kendi "otonom saldırı ajanı"nı nasıl kullandığına dair ayrıntılı bir rapor yayınladı  Saldırı sonucunda milyonlarca dahili sohbet mesajı, sistem komutları ( prompts), model yapılandırmaları ve firmanın yapay zeka mimarisinin tüm detaylarına erişildiği bildiriliyor. McKinsey, söz konusu açığı hızla kapattıklarını ve müşterilere ait gizli verilerin tehlikeye girdiğine dair bir kanıt bulunmadığını açıkladı. Bu olayın iki yönü var: olumlu ve olumsuz. Yapay zekaların test amacıyla rekabete dahil olması, gelecekte başarısız olmayacakları anlamına gelmiyor....

SOMUTA VARIŞ

Deneylere göre son elli yılın teorik fiziğinin yanlış olduğu ya da bilimin “arızalı” olduğu yönünde zaman zaman iddialar ortaya atılmaktadır. Bunun nedeni çoğu zaman bazı kuramsal modellerin henüz deneysel olarak doğrulanamaması ya da evrenin bazı yönlerinin hâlâ açıklanamamış olmasıdır. Bu durum bilimin yanlış olduğu anlamına gelmez; daha çok bilimin henüz tamamlanmamış olduğunu gösterir. Bilim, doğası gereği sürekli düzeltme ve geliştirme süreci içindedir. Bu bağlamda evrenin yapısı üzerine farklı düşünceler ortaya koymak mümkündür. Belki de evren yalnızca somut bir yapıdan ibaret değildir. Evrenin belirli bir ölçüde soyut bir niteliğe sahip olabileceğini düşünmek de felsefi açıdan anlamlıdır. İnsanlık bugüne kadar evreni anlamaya çalışırken çoğu zaman soyut olanı somutlaştırma çabası içinde olmuştur. Matematiksel modeller, teoriler ve deneyler bu çabanın ürünüdür. Ancak evrenin büyük bir bölümünü hâlâ tam anlamıyla somut biçimde açıklayabildiğimizi söylemek zordur. Tutarlı bir düşün...

DÜŞÜNCE YAPRAKLARI ve KİTAP

Herkesin alanı, dünyası ve zamanı kendine aittir. Her birey, bulunduğu zamana göre değerli konular üzerinde düşünmüş ve bir anlayış çerçevesi yaratmaya özen göstermiştir. Düşünce ve fikirlerini birçok alanda geçerli kılarken, hayatın örgün yüzünde de görünür hâle getirmişlerdir. Toplumda nasıl yaşanmalı ve nerede yer alınmalı sorusunu sistematik şekilde gündemde tutmaya çalışmışlardır. Özellikle Konfüçyus bu alanda yetkin bir kişi olarak karşımıza çıkarken, Tales varoluşsal sorularını evrene yöneltmiş bir filozoftur. Muhataplarına bulunduklarında, sözleri kitabe gibi zamanın geldiği anda ağızlarından dökülürdü. İnsanlar bu sözleri bir kerede alır ve hayatları değişirdi. Benim sözlerim kalıp değildir. Sözleri yerinde yaşatmayı bilenlere açılan kapılardır. İnsanlar sözlerimi benimsedikçe, zamanla onların yaşayan yanı olduğu anlaşılır. Sonra sözlerime başka kelimeler, başka bilinçlerde süzülerek zamanla eklenir; eskiyen kelimeler çıkarılır. Mesaj daha anlamlı olurken, içeriği yozlaşmaz....

ÇÖZÜM ODAKLI ÖZNE ve HİPERGERÇEKLİK

İster istemez dünyada olan bitenlere karşı kulaklarımı tıkayamıyorum. Bölgeyi değil, dünya ülkelerinin sosyoekonomik yaklaşımlarını da düşünüyorum. Birçok haber kanalını izliyorum. Zor olan, söylenenlere değil, söylenmeyenlere odaklanabilmek. Savaş şöyle bir şey: İnsanlar kendilerine ait güçlerini sınarken, aslında kendi gerçeklerini ne kadar abarttıklarını trajik bir şekilde fark ederek yaşıyorlar. Normal şartlarda herkes kendini dev aynasında görüyor; yani devletlerden söz ediyorum. Bu durum savaşa girmeden önce kamuoyunda oluşturulan motivasyon süreci olarak işliyor. Bakış açım, güç odaklı kabuğuna çekilmiş mükemmeliyetçi zihniyet değil. Öncelikle sanatla ilgilenmem için dünyamın hızla normale dönmesi gerekiyor. Fakat bu yeni normal neye göre olacak? İnsanların bakışında ve yaklaşımında bir samimiyetsizlik, ölçüsüzlük var. Bunun kaynağını ve sebebini birçok yere dayandırabiliriz. Asıl sorun, doğru ve hayatın içinde olanı görebilmek yerine, türeyen gerçekliklere ve zorbaların düzeni...

SAGALASSOS ve SİYAH BÖRÜ

Toroslar’da, 1700 metre yükseklikte bir antik tiyatro var. Konum: Ağlasun yakınları Rakım: Yaklaşık 1450–1700 metre  Dönem: Helenistik kökenli, Roma döneminde genişletilmiş Kapasite: Yaklaşık 9.000 kişi Özellik: Torosların zirvesine yaslanmış, dağ manzaralı etkileyici bir tiyatro. Sagalassos, Pisidya bölgesinin en görkemli kentlerinden biriydi. Bu yükseklikte bir tiyatro inşa edilmesi, hem mühendislik hem de kültürel iddia anlamında dikkat çekicidir. Dağın sessizliğinde, sesin taşlara çarpıp yankılanması gerçekten başka bir deneyim sunar. Bir gün orayı ziyarete gelenler beni gün batımını izlerken görünce bu taşın üzerine oturmuş adamı tanıyanlar var mı diye birbirlerine sordular. Ama kimse “Ben tanıyorum” demdi. Sonra grubun içinden biri bana doğru gelip sordu: “Sen burada yalnız ne yapıyorsun? Kimsin, necisin?” Başımı rüzgara karşı onlara doğru çevirdim. Ve kalabalığa doğru...  “Oturmuş dinleniyorum. İçimdeki yalanları gerçek olanla değiştiriyorum.” Toros Dağı...