Ana içeriğe atla

ÖVGÜYE LAYIKTI


Çalışmak kutsal mıdır?  Çalışamadığın gün kapına kilit vurulur, yüzüne bakmazlar. Nasıl olsa çalışacak insan alabildiğine vardı. Aslında çark çalışandan yana değildi, suyun aktı yana doğru dönüyordu. Beden işçileri, hizmet işinde istihdam olan işçiler sigortalıysa, asgari ücretin üzerinde biraz maaş alıyorsa üzerine de bahşiş varsa bundan fazlası hak getire. Fazla mal göz çıkarmaz. Fazla maaş göze batardı. İnsanlıktan dem vuranlar para saymasını bilen hatta parasını nereye koyacağını bilmeden parasını saymaya ömrü yetmeyecek olanlarsa. Aldıkları üç kuruş maaşla ayın sonunu getirmeye çalışan dar gelirli çalışanların insanlıktan söz etmeye hakları yok mu? Onlar insanca yaşamaya çalışıyorken insanlıktan söz açmaya zaman bulamıyordu... Soma bize neyi hatırlattı. Çalışkan insanları, hayatlarını hiçe sayan insanların övgüden çok merhametten çok çarkın suyu olduklarını hatırlattı. Su olmazsa çark nasıl döner. Soma bize emeğin kutsallığını, doğrunun içinde yanlışın, yanlışın içinde doğrunun saklandığını hatırlattı. İnsanlıktan dem vurması gerekenlerin hak edenlerin olması gerektiğini haykırdı... Çalışmak kutsaldı, ölümün kader olduğu bir çarkın dişlisi içinde yer almadan, çalıp çırpmadan çalışmanın her türlüsü insanca övgüye layık olduğunda çalışmak kutsal sayılacaktı.

Can Ezgin   
Telif  Hakkı Saklıdır 

                                                                                       




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...