Ana içeriğe atla

BOŞLUKTA KAYAN IŞIK SENFONİSİ

Ressam: Anlayışlı duruşu ve güven verici gülümsemesiyle dönüp bakar. "Karanlık," diyerek devam eder, "İnkar ettiğimiz her şeyi bir perdenin arkasına sakladığımızı unutmayalım. Bazen o perde, önümüze çıkan bir duvar olabilir. O nedenle gerçeği bildiğimizi kendimize itiraf edemiyoruz. Gerçek, artık gün geçtikçe anlamını kaybetmeye başladı. Çünkü çevremizdeki her şeyin aslını yutan dünyalar yaratılıyor. Gerçeği öğrenmek isteyenler, inkar ettikleri yaşantılarının kalıntılarına dönüp baksınlar. Bu perdelerin ve duvarların gerçeği olduğu gibi yutan dünyaların ardında ışık var!"

Şair: "Zifiri karanlık, ay görünmüyor gökyüzünde. İnsanlara küsünce çekip gitmiş diyorlar. Gökdelen boyunda dalgalar sahillere vurduğunda, hiçliğin pençesine düştüğünde, düşünmeye vakit kalmadığında… Boşluktan kurtulacaksın. Garantici olanlar kendini düşünür. Sesini duymayı istemediğimiz uğultu, hiçlikte yer bulacaktır. Biliyoruz, iç dünyasında yaşayan kişiliklere sahip insanlarız. Bazen mantığımızdan çok, duygularımızın sesine kulak veririz. O iç sesimizle şaşırtıcı olabiliriz; kendi kendimizi de zamanla şaşırtırız. Ansızın, hiç sebepsizmiş gibi durumlarda kendimize ve hayata küsüyoruz. Yüreğimizde yaşattığımız, kendimize yakıştırdığımız bir dünya var."

Ressam: "Bu dünyayı ancak sanatın o muazzam döngüsünde somutlaştırabilir ve yüzeye çıkarabiliriz. Sanat, içsel dünyamızın karanlık köşelerine ışık tutan bir ayna gibi, bizi hem kendimize hem de evrene daha yakınlaştırır. Aydınlık günler için, düşünceli insanın yolunu aramaya devam etmeliyiz."

Şair: "İnsan özgürleşirse, gerçeği olduğu gibi yaşamaya başlayacaktır. Ve olduğu gibi gerçeği görebilecektir. Döndüğümüzde, gidip gördüğümüz her şeyi uygun şekilde betimlemeliyiz. Çünkü evrenin kapıları sırasıyla insanlara açılmalı."

Ressam: "Bu sürecin başını çekebileceğimizi düşünürken, bu konuda biraz daha temkinli bir duruş içindeyim. Bu yüzden yapacağım eserler, bir ışık demeti gibi kalacak. Günü geldiğinde o ışık demetleri ve güzellikler, yakın geleceğin uzak ufuklarında fark edilecek." 

Şair: : "Kısacası biz başını çekemeyebiliriz. Senin bilgiyi kavrayışına ve yeteneğine saygım var.  Dolayısıyla belki ileride ortada bir yerde buluşabiliriz. Yani sen özgürlük ve sevgi konusunda başı çekeceğimizi hesaplarken... Şiirlerimin içindeki dizelere serpiştireceğim ışık demelerini, uzak geleceğe sevgi paketçikleri olarak bırakabileceğimi öngörüyorum!" 

Can Ezgin

Telif Hakkı Saklıdır

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...