Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Alegori etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

DOLANIKLIK ve ZAMAN KADRAJI

Bu konudaki bilgisizliğim ve acemiliğimin bana getirdiği mahkûmiyet duygusunu hissettim. Bilseydim, kendi başıma yapardım. Evet, filozof olmak ya da kültürlü olmak bir şey ifade ediyor; ama bir yere kadar. O nedenle filozofların çağı da trajikomik bir biçimde, bu çağda her şey gibi değersizleştiriliyor. Ama filozof, doğayı ve zamanı yalnızca gözlemleyen değil, ruhu aracılığıyla konuşan insandı.  Şimdi zamanın ruhu da bir tür kuantum dalgalanması yaşıyor. Belki de sonunda onu anlayan bir ruh tarafından ödüllendiriliyor. Zaman insanı değiştirebilir, beden insanı terk edebilir, dünya unutabilir; ama bir ruh başka bir ruhta gerçekten karşılık bulmuşsa, yaşanmışlık tamamen kaybolmaz. İnsan kendi zamanından bir parçayı başka insanların zamanına bırakabilir. Hayat bu açıdan bakınca bize nasıl görünüyor? Bir gün birinin seni gerçekten görmesi; düşünceni, çelişkini, kusurunu, acını, neyi aradığını… Ve bütün bunlara rağmen değil, bütün bunlarla birlikte seni anlayabilmesi. O zaman insan...

OLANLAR BUYDU

Dünya yangın yeriydi. Mecaz anlatımlar, ozanlara ve diyeceğini doğrudan söyleyemeyenlere has gibiydi. Kadınlar gözlerine sürme çekiyor, erkekler savaş çığlıkları atıyordu. Avcılar ava çıkmak için hazırlık içindeydi. Akşam şöleni için şimdiden hazırlıklar yapılmalıydı. Kabilenin en yiğit avcısının eli boş döndüğü hiç görülmemişti. Tez vakitte akşam olmuştu. Avcıların döneceği saat yaklaşırken gökyüzü akşam kızıllığına bürünmüştü. Sanki uzaklarda bir yerlerde büyük bir yangın çıkmıştı. Gökyüzü alev almış, yanıyordu. Uzaktan avcıların döndüğünü gören gözcü, kulenin tepesindeki davula vurdu. Köylüler işlerini, güçlerini ve uğraşlarını olduğu gibi bırakıp köy meydanında toplanmaya başladılar. Avcılar köye geldiklerinde avladıkları hayvanları köy meydanına bırakıyor ve sessizce kenara çekiliyorlardı. Sıra köyün en gözde, en yiğit ve en becerikli avcısına geldiğinde bir anda köylülerin üzerine derin bir sessizlik çöktü. Köyde çıt çıkmıyordu. Çünkü o yiğit avcı, ilk defa bir avdan eli boş dönm...