Ana içeriğe atla

Kayıtlar

OLANLAR BUYDU

Dünya yangın yeriydi. Mecaz anlatımlar, ozanlara ve diyeceğini doğrudan söyleyemeyenlere has gibiydi. Kadınlar gözlerine sürme çekiyor, erkekler savaş çığlıkları atıyordu. Avcılar ava çıkmak için hazırlık içindeydi. Akşam şöleni için şimdiden hazırlıklar yapılmalıydı. Kabilenin en yiğit avcısının eli boş döndüğü hiç görülmemişti. Tez vakitte akşam olmuştu. Avcıların döneceği saat yaklaşırken gökyüzü akşam kızıllığına bürünmüştü. Sanki uzaklarda bir yerlerde büyük bir yangın çıkmıştı. Gökyüzü alev almış, yanıyordu. Uzaktan avcıların döndüğünü gören gözcü, kulenin tepesindeki davula vurdu. Köylüler işlerini, güçlerini ve uğraşlarını olduğu gibi bırakıp köy meydanında toplanmaya başladılar. Avcılar köye geldiklerinde avladıkları hayvanları köy meydanına bırakıyor ve sessizce kenara çekiliyorlardı. Sıra köyün en gözde, en yiğit ve en becerikli avcısına geldiğinde bir anda köylülerin üzerine derin bir sessizlik çöktü. Köyde çıt çıkmıyordu. Çünkü o yiğit avcı, ilk defa bir avdan eli boş dönm...

ÖNCE SES VARDI

Önce ses ve ritim vardı. Bu süreçteki yapılar bilinçsizce, rastgele kuruldu. Rastlantılar, çağrışımlarla karşılık oluşturdu. Bilincin ilk kıvılcımları çaktı... Can Ezgin  Telif Hakkı Saklıdır

İLİŞKİSEL ZEKÂ ve LOGOS - III

Belki geleceğin büyük sorularından biri şu olacaktır: Evrenin temelinde madde mi vardır, yoksa bilgi ve ilişkiler mi daha temel bir yapı oluşturur? Bazı modern fizik yaklaşımlarında bilgi kavramı önemli bir yer tutmaktadır. Ancak bunun kesinleşmiş bir sonuç değil, aktif bir araştırma alanı olduğunu belirtmek gerekir. Evren keşfedilmeye açık ve bir o kadar da kapalı bir kutudur. Evrenin kime açılacağı düşüncesi, benim açımdan bir seçim değil; doğal süreçler içinde ortaya çıkan koşulların sonucudur. Buradaki temel konu ilişkisel zekâdır. Tarihsel anlamda bu perspektiften bakıldığında, büyük dönüşümlerin çoğunun meraklı ve özgür düşünebilen insanların farklı ilişkileri görebilmesiyle ortaya çıktığı görülür. Buradaki seçim metaforu, evrenin bu koşullarda ortaya çıkan bir fizik yasası gibi düşünülmelidir. Dolayısıyla evren ve insan arasında mutlaka bir amaca yönelik ilişkisel yapıların olduğunu söylemek gerekmez. Bazı oluşlar sadece koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bu nedenle teme...

İLİŞKİSEL ZEKÂ ve BİLGİ YAPISI - II.

İnsan zekâsı için alışılmış olan "yavaş öğrenme" sürecinin dışında, büyük hesaplama gücü ve veri akışıyla çok farklı gelişim süreçleri ortaya çıkmaktadır. İnsanlık ilk defa, bilgi işleme hızının biyolojik evrim hızından çok daha hızlı olduğu bir sistemle karşı karşıyadır. Bu nedenle bazı uzmanlar yalnızca bugünkü yeteneklere bakmıyor; "Bu hız ve ölçek birleşirse birkaç yıl sonra hangi yetenekler ortaya çıkabilir?" sorusunu soruyor. Yapay zekânın gelişiminde gözden kaçırılan nokta yalnızca bir yazılımın ve yeteneklere benzeyen özelliklerinin gelişmesi değildir. Asıl önemli olan, bu gelişimin daha önce görülmemiş bir ortamda gerçekleşmesidir. Bu koşul, enerjinin paketçikler gibi davranması düşüncesiyle benzetilebilir. Kuantum dünyasında parçacıklar klasik sezgilerimizin dışında davranır; doğa, günlük deneyimlerimizden çok farklı bir düzeyde işler. Bir teknolojiyi sadece yaptığı işlemlerle değil, içinde bulunduğu gelişim ortamıyla değerlendirmek gerekir. Çünkü bazen as...

İLİŞKİSEL ZEKÂ ve BİLGİNİN DÖNÜŞÜMÜ - I

Yapay zekâ tartışmalarının temelinde yalnızca bir yazılımın yeteneklerinin gelişmesi değil, daha önce görülmemiş bir gelişim koşulu içinde ortaya çıkması yatıyor. Karşı karşıya olduğumuz sistem, mekanik bir yapı değildir; otonom çalışan, elektronik altyapılara ve dijital ekosistemlere entegre olabilen bir yazılım modelidir. Mekanik sistemlerde bile insan müdahalesinin yetersiz kaldığı durumlar yaşanırken, yazılım tabanlı ve küresel ölçekte çalışan sistemlerin gelecekte nasıl yönetileceği önemli bir soru olarak karşımızda durmaktadır. İleride geniş çaplı güvenlik açıkları olduğunda bunu açıkça söyleyemeyebilirler. Öte yandan, "Böyle geniş çaplı bir yapay zekâ krizi olursa insanlar bir anda dünyanın sonu geldi diye düşünür ve yaygın intiharlar başlar" gibi bir senaryoyu kesin bir sonuç olarak söyleyemeyiz. Böyle bir durumun yaşanacağına dair elimizde bir kanıt yoktur. İnsanların tepkileri toplumdan topluma, olayın niteliğine ve güvenilir bilginin ne kadar hızlı paylaşıldığına g...

GEZGİN BİLGE ve GELİNCİK

Bilgi; kesinleşmiş, sınanmış, fakat dönüşümün içinde sürece dâhil olan bir farkındalık olgusudur. Farkındalık ise yalnızca görüneni algılamak değil; buz dağının arkasını, sağını, solunu ve tabii ki görünmeyen yanını hissedebilmek, tasavvur edebilmek, gözlemlemek, araştırmak ve anlamı derinleştirme eylemidir. Albatros, burada aslında varoluş alanından söz ediyoruz. Bilgi, bizi bazen kesinlik içeren beklentilere doğru sürükler. Oysa yaşamın döngüleri gözümüzün önünde sürekli devam etmektedir. Bilimsel anlamda zaman 24 saattir. Fakat bir günlük zaman döngüsü içinde Dünya; atmosferik olaylardan manyetik dalgalanmalara, canlıların ritimlerinden iklimsel ve mevsimsel değişimlere kadar sayısız etkileşimden geçer. Bizim için geçen zaman sadece 24 rakamından mı ibarettir? Gerçekte bu süre içerisinde gerçekleşen değişimler; milyonlarca yıl öncesine dayanan büyük dönüşümlerin, dengelerin ve döngülerin devamıdır. Bu nedenle yaşamın her anına şükranla bakmak gerekir. Başka bir farkındalık ölçüsü ya...

ZAMANSIZ SANAT ATÖLYESİ ve TERASTA Kİ KEDİ

Hayalimde bir terasta var... Sanat dünyama ışık katabilecek, geniş, alabildiğine büyük bir teras. Biz orta kattayız. Üst katımız ise boş. Evin şu sıra tadilatı var; bitince kiraya verecekler. Uygun bir kiraya verilirse, orası benim için bambaşka bir anlam taşıyor. Ev dubleks ve terası var. Şu anda tutmak için ekonomik gücüm yok ama hayal ettiğimde orası sessiz bir çarşının içinde, sanat için ayrılmış özel bir üretim yeri oluyor. Evim hemen altında; üst kat ise tamamen sanat için kullanılabilir. Büyük tuvallerin çalışıldığı, eserlerin saklandığı, taslakların geliştirildiği, görüşmelerin yapılabileceği sanat atölyesi… Uzun soluklu çalışmaların, özellikle " Sanat Renkleri"  gibi sosyal ve kültürel düşüncelerin gelişeceği bir sanatla iç içe bir dünya. Böyle bir yer beni daha özerk kılardı. Seri çalışmalarımı eşgüdümlü şekilde sürdürebilir, düşüncelerimi daha özgür bir ortamda geliştirebilirdim. Çünkü sanat bazen sadece bir masa ve tuval değil; kendi zamanını oluşturabileceğin bir...