Ana içeriğe atla

EKSENLER ARASI YÖNSEL GERİLİM ve DENGE

Örneğin bilgi, bilgisizlere ve ilkesizlere gidiyor. Tabii ki burada kast edilen, bilginin niteliği. O nedenle epistemoloji hiç olmadığı kadar dikkat çekiyor. Yani burada tartışılacak konu, bilginin çağımızdaki kökeni ve dağılımıdır.

Düz anlamda epistemik bir süreçten söz etmiyorum. Bir kişi bilgiyi üretirken, diğer kişi o bilgiden türetilen icatları kendi emelleri için fütursuzca kullanıyor. Bence bilgi, edilgenliği değil, yaratımı örgütlemeli. Günümüzde cazip bir unsur gibi görünen finansal girişim modelleri, sonradan toplumda beklenmedik değil, öngörülebilecek felaketlere kapı açabiliyor. Mortgage krizinde olduğu gibi.

Ben bu krizde şunu fark ettim: Gelecekte bilgisayar ve yazılım dünyasındaki insanlar, dünyayı bir devrimin eşiğine getirebilirler.

Bilgisayar ve yazılım dünyasına neden dikkat çektiğimi açıklayayım. Çünkü bu dünya koşullar hazırlıyor, süreçleri hızlandırıyor ve bazen taşları yerinden oynatıyor. Yeni fikirlere alan açıyor; onları görünür, kullanılır ve sorgulanır hâle getiriyor. Doğrudan birey ve toplum psikolojisini etkiliyor.

Bir fikrin oluşması ile yayılması arasındaki süre dramatik biçimde kısaldı. Bu durum yalnızca bilgi dolaşımını değil, düşüncenin olgunlaşma süresini de kısaltıyor. Yani fikirler artık daha çabuk doğuyor, fakat daha çabuk da tüketiliyor.

Bu yüzden birey ve toplum psikolojisini etkilemesi kaçınılmazdır. Çünkü artık insanlar sadece düşünmüyor; aynı zamanda düşüncelerinin geri bildirimini anlık olarak sistemden alıyorlar. Beğeni, görünürlük, etkileşim ve finansal sinyaller bunun örnekleridir.

Bu sebeplere bağlı olarak belki de farkında olmadan farklı bir ekonomik model içinde hayatımızı sürdürdük ve sürdürmeye devam edeceğiz. Ancak bunu hâlâ kavrayamayan binlerce insan var. Ön planda savaşlar konuşuluyor. Çünkü burada değişim açık bir devrim gibi değil, sistem içi bir yeniden yazım şeklinde gerçekleşiyor.

İnsanlar aynı parayı, aynı marketleri ve aynı iş kavramlarını görüyor; fakat bu kavramların altındaki mantık değişiyor.

Bir yanda fiziksel dünya hâlâ klasik güç dengeleriyle çalışıyor: toprak, enerji ve jeopolitik.

Diğer yanda ise sessizce süren bir ekonomik ve bilişsel altyapı savaşı var: platformlar, veri egemenliği, algoritmik kontrol ve finansal dijitalleşme.

Dünya tek eksenden çoklu eksenlere geçiyor. Sorun eksenin kayması değil; eksenlerin aynı anda gerilim üreterek mevcut dengeleri yeniden kurması.  

Can Ezgin

Telif Hakkı Saklıdır 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...