Dünyada yakında olağanüstü bir gelişme olacak mı? Olumlu anlamda ekonomik, sosyal ve yaşam kalitemizi iyileştirecek bir gelişme... Bu sebeple insanlar birbirlerine karşı daha fazla dayanışma ve yakınlaşma sağlayacaklar. Bu süreç yalnızca bireysel yaklaşımlara bağlı olmayacak; kurumsal yapılar da bu dönüşüme iştirak edecek.
Makro yapıların önemini kavrıyoruz. Makro değişimler, mikro yapıları dönüştürüyor. Mikro yapılar, enerji paylaşımıyla makro yapılardaki değişimler karşısında uyum sağlamak için bir araya geliyorlar. Daha sonra mikro yapılar organize oldukça, bu yapıların içindeki küçük bir değişim rüzgârı bile organizasyonu yeniden değişime zorluyor. Kanımca makro yapılardaki bir değişim, bu süreci tetikleyebilir.
Değersizleşmek alışkanlık oldu. İnsan, bu yüzyılda yetersiz olduğunu gördü. Peki insanlık neyle karşı karşıya?
Belki de birbirini anlamaya çalışanlar değil, daha uç noktalarda yaşamayı deneyimlemek isteyenler çoğalacak. Bu iyi bir şey mi? Umarım öyledir.
Başı ve sonu olmayan bir evrendeyiz. Fakat biz, evrenin bir başlangıcı olduğuna inanarak kendimizi ikna ediyoruz. Zamanın hareket olduğu bir evrendeyiz. O hâlde ilişkiler düzeyinde zamanı mikro ölçekte manipüle edebiliriz. Düşündüğümüzde, evreni bile kendi anlayış ve kavrayışımıza göre yorumluyor, hatta bir anlamda yeniden şekillendiriyoruz.
Şimdi ben "zaman yoktur" desem, birçok insan bu bakış açıma katılmayabilir.
Canlı olarak insanım ve hayata maruz kaldım. Bu noktada düşünmek zorundayım. Düşünmesem var olamam. Bu derinliği anlamak zor. Yine söylüyorum; hayata maruz kalmış bir canlıyım. Yaşamımı hayata borçluyum, ama aynı zamanda hayat döngüsünün bir unsuruyum. Dolayısıyla hayatın dinamikleri sürekli beni kendime getirecektir.
Maruz kalmak, sorgu düşünce ve fikir kanalları genişletir.
Hayatla paralel üretilen değerler, bütünün yapısana ait parçalardır. Hayat, parçaların rekabet ettiği bir alan değil; parçaların bütün içinde yer değiştirdiği bir örgütlenmedir.
İnsan hayatındaki anlam, ürettiği şeyde mi; yoksa o şeyi bütün içinde nereye yerleştirdiğinde mi oluşur?
Değerler sabit değildir; dinamik olarak yeniden konumlanırlar. Bu soruya verilecek cevap, insanın en çok bocaladığı noktalardan biridir. İnsan hem kendisi için değer üretir hem de o değerin dünyada karşılık bulup bulamayacağını düşünür.
Burada neden aklıma sanatçı yaklaşımı ve kişiliği geliyor?
Çünkü sanatçı, kendisini eserinin bir parçası olarak yönetir. Eserini zorlamaz; yeri gelir, eser yapım sürecinde sanatçıya yol gösterir. Sonrasında eser, zamanla değer kazanır ve bütünün içinde kendi yerini alır.
Bugün birçok şeyi bilen ve birçok şeyi birbirine bağlayan yeni bir uygarlığın içinde yer alıyoruz. Gelecekteki insanlık, bugünkü insanlığın devamı olacak; fakat aynı kalmayacak.
Vurgulamak istediğim olgu şudur: Gerçek dediğimiz şey, enerji fazlarının etkileşimidir. Gerçeklik, bu etkileşimlerin açtığı alanlarda ve yarattığı geçişken yapılarda ortaya çıkar.
Can Ezgin
Telif Hakkı Saklıdır
Yorumlar
Yorum Gönder