Hayatı gerçek anlamda düşünmeye değer. Birden, hayata sırtımızı yaslamayı bıraktığımızda, birçok insanı ansızın kaybedeceğiz. İlkel yaşam şeklimize dönersek, doğa birçoğumuzu eleyecek. Modern hayata sığmayan insan, dünya tarafından; dünyanın kaldırabileceği kadar nüfusu geride, sağlıklı bir şekilde bırakacak.
Dünyanın değişimi ve normale dönmesi için bedel ödememiz kaçınılmaz. Ama iyileşmesi an meselesi. Bu durumda bütün ezber kalıplar kırılmalı. O zaman dünya ve insanlık için olması gereken başlangıçlar rüya olmaktan çıkacak.
Yolum üzerindeki ağacı fark ediyorum. Bir anlığına zihnimdeki kalıplardan çıkarınca, ağaç ve ben özgürleşiyoruz. Bu aslında bir imgeler ağacı; ben konuşmuyorum. Ağaç doğayla konuşuyor: rüzgârla, yağmurla, kuşlarla, yıldızlarla… Ben, onun baktığı yöne bakıyorum.
Bir ağaç rüyama giriyor. Bana, “Sen bizi özgürleştirdin. Bundan böyle rüzgârlar ve yağmur senin yoldaşın olacak. Kuşlar habercin, yıldızlar ise şimdi, geçmiş ve gelecek müjdeleri getirecek sana.” diyor.
Bu sayede ağaçlar benimle konuşmaya başlıyor.
Diyelim ki evimizin bahçesinde büyük bir çınar ağacı var. Gövdesi yılların yükünü taşımış, kabuğunda zamanın izleri birikmiş. Sonbahar gelmiş; yaprakları sararıyor, rüzgârın dokunuşuyla birer birer kopup toprağa düşüyorlar. Düşüşleri, küçük bir vedayı andırıyor. Ağaç sessiz, ama bu sessizlikte derin bir kabulleniş var.
Sonra bir gün ağacın altına bir tabure koyuyorum. Merdiven getiriyorum. Düşen yaprakları, sırasıyla düştükleri dallara ekliyorum. Günler sonra, düşen o yapraklar çınar ağacının dallarında tekrar sallanmaya başlıyor.
Hayata bakınca, dokundukça ve yöneldikçe, gerçek anlamda düşlemeye değer.
Can Ezgin
Telif Hakkı Saklıdır
Yorumlar
Yorum Gönder