Ana içeriğe atla

BÜYÜLÜ ANLAR, KÜÇÜK SAPMALAR

Felsefi, edebi, dünya siyaseti özelikle bölgesel ve küresel çatışmalar hakkında insani ve kapsayıcı yazılar... Hikâye düzeyinde sanat merkezli anlayış ve perspektif yazıları olduğu gibi sanat ve sanatçı kavramlarını açan yazılar, vizyonel hayal gücüne dayalı şiirsel cümleler metaforik ağırlıkta olup düşünsel alanlar açarak kavram dağarcığımızda hareketlenmeler ile yaratıcı unsurlara odaklanıyorum. 

Hayır ben düşünsel olarak üretken bir kişiyim. Üretim anlamında verimli olduğumu düşündüğüm bir dönemdeyim. Dolayısıyla yazılarımı okuyan be bloğumu ziyaret etmiş kişilerle iletişime geçmeyi aklıma getirmedim. Şehrin dokusunu ve tarihini öğrenmek istemiştim. 

Basit ama bizim coğrafyamızın tutarsız gibi görünen yanlarına bir gönderme yapıyorum. Cümlem: Plan, plandan çıkmak için vardır. 

Büyülü anlar... Ummadığım coğrafyalar ve tabi ki insanlık halleri. Suyunu son ekmeğinden bir dilim paylaşan gönlü zengin doğa ile barış insanları ve bunun tam zıttı olan insanların ruh halleri. Hepsini hikayesi bir noktada başlıyor bir noktaya evriliyor. Her şey tamam dediğimiz an şartlar bir anda farklı yöne doğru yüzünü dönebiliyor. İnsanlar sürekli çatışma halinde. Bireysel başarılar kolektif başarı hikayelerine planlar dahilinde gelinmiş gibi anlatılsa da işin içine girdiğinizde küçük sapmaların başarı hikayelerini nasıl olumlu ve olumsuz etkilediğine şahitlik ediyoruz. Bu kısmı genelde anlatması ve anlaşılması zor olduğu için yok sayabiliyoruz. Gerçekten düşündürücü.   

Söylemesi ve anlatması kolay ama anlaşılması denklem dışı. Ve sanırsam bu yazdıklarımında seyri denklem dışı. Ama ne gariptir yazılarım daralmadan zihin açıcı şekilde ilerliyor.  

 

Bazen böyle bir şekilde insanların konuşarak kendilerini ifade etmeleri bir ihtiyaçtır. Bazen de seyirliktir. Çeşmeden damlayan suyu seyretmek gibi. Dalıp gitmek, bir damla suyun içinde gezinebilmek. Oradan evrenle koordineli şekilde bağ kurabilmek. Bu belki bir anın tadını çıkarmak belki de tanıklık etmektir.  Taşın üzerinde doğal süreçlere dayalı oluşmuş o yeşilimsi kadife gibi yosunlara bakıyorum. Belki de üzerime damla damlıyor bense bir taşım üzerimde yosun oluşuyor.  

 

Zaman nehrindeki çakıl taşları gibi görmüşümdür kendi mi. 

 

Kayıtsız kalamıyorum. Bu dünyanın ve insanlığın hallerine. Risk büyük, bir yazar düşünür en değerli yönüyle kalbini açar. Ve bu durum risk taşır. Fakat sosyal statü peşinde olanlar için bu geçerli sayılabilir. O nedenle makul olmak; fakat gerçeklerin arkasındaki yapıları, insan düşüncelerini yönlendirmeye kalkmadan kavrayabilmek, hayata karşı ışık saçarken büyülü anları ve küçük sapmaları fark edebilmek öznel bir geçerlilik taşır. 

 

Can Ezgin 


Telif Hakkı Saklıdır 



 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEMOKRASİ İÇİN KİLİT UNSURLAR

Basın, kamusal alanda doğru bilgiye erişimi sağlayarak demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip toplumsal bileşendir. Özellikle toplumsal ya da politik krizlerde basın, kamuoyunu bilgilendirerek halkın doğru kararlar almasına yardımcı olur. Basının özgürlüğü, demokratik değerlerin korunması ve halkın bilinçli bir şekilde kararlar alabilmesi için temel bir hak olarak kabul edilir. Ancak, basın mensuplarının hatalı haber yapması durumunda dahi onları suçlamak ve hedef göstermek, demokrasiyi tehdit eder. Basına yönelik suçlamalar, yalnızca basının özgürlüğünü sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda halkın özgürce bilgi edinme hakkını da engeller. Bu nedenle, basın mensuplarına yönelik baskılar, hem toplumu bilgilendirme işlevini zedeler hem de demokratik süreçleri tehlikeye atar. Bağımsız ve demokratik toplumlarda, gerçek suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Toplumları yönetenler ve güç sahipleri, hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiklerinde ve suçlular adil bir biçimde y...

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE DENGE KÖŞE

Masanın ortasında üç büyük harita yer alır: Ukrayna, Ortadoğu ve Güney Asya.  Ortadoğu’daki çatışmalar ve Güney Asya’da patlak veren Hindistan ile Pakistan arasındaki savaş, küresel krizlerin oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin son köşesini tamamlar. Bu jeopolitik üçgen, çatışma ve belirsizliklerin merkezi olarak adlandırılmıştır. Diğer gölgede, Güney Asya haritası odanın karanlık ve belirsiz bir noktasında durur; Ortadoğu'nun haritası ise biraz daha belirgindir. Bir perde, arka planda denizlerin gümbürtüsünü ve uğuldayan rüzgârı temsil eder. Kapıdan içeriye, zaman zaman bir kâhin ya da bir anlatıcı gibi bir figür girer. Anlatıcı (derin bir sesle): Bermuda Şeytan Üçgeni’ne adım atıyoruz… Fırtınalar arasında kaybolan gemiler gibi... Bir yanda Ortadoğu'nun kudretli, yakıcı sıcaklığı, diğer yanda Ukrayna'nın fırtınalı kışı… İki köşe, her biri farklı bir dünya, farklı bir zaman dilimi... Ama hepsi bir şekilde birbirine bağlı. Denge, her iki köşede de bir sırrı barı...

SAVAŞ ve SINAMA DIŞINDA KALAN DOSTLUK

Sosyal bağları gerçekten verimli kılmak istiyorsak, önce suni rollere karşı mesafe koymayı öğrenmeliyiz. İnsan, tatlı rekabetin içine doğmuş gibi görünse de bu oyundan bütünüyle muaf kalamıyor. Olgunluk dediğimiz şey, belki de tam bu noktada başlıyor: Mesafe kurabilme becerisi. Ne var ki biz bu mesafeyi korusak bile, birileri mutlaka kancasını atmak istiyor. Adına “sınama” dedikleri şeyle. Oysa sınamak, masum bir ölçme biçimi değildir. Çoğu zaman iktidar arzusunun ilk basamağıdır. Rekabet, ezici üstünlük kuran kişiyi görünür kılar; sınama ise bu üstünlüğün ilanıdır. İlginçtir, sınayan insan da mutlaka başka insanlar tarafından sınanır. Böylece zincir tamamlanır. Bu döngüde sağlıklı olan tek şey şudur: İnsanın, yalnızca kendisiyle ilgili hususları kendi sahasında sınaması. Gelişimi besleyen tek sınama biçimi budur. Bazen düşünürüm: İspat yükümlülüğünün olmadığı bir ilişkiler evreninde yaşasaydık ne olurdu? Sevdiğini ve sevildiğini bildiğin, kendini kimseye kabul ettirmek zorunda olmad...