İnsan, büyük bir risk karşısında risk alır. Çoğu zaman gereksiz riskler aldığımız için değil, değişmediğimiz takdirde karşılaşacağımız daha büyük riskleri gördüğümüz için değişiriz. Gerçek risk, bilinmeyene doğru adım atmak değildir; artık sürdürülemeyen bir sürecin içinde kalmaktır. Fakat burada gözden kaçırdığımız başka bir nokta vardır. Genellikle değişimin niteliğine değil, yalnızca oranına odaklanırız. Daha büyük, daha hızlı, daha fazla olanı ilerleme sanırız. Oysa asıl soru, ne kadar değiştiğimiz değil; nasıl değiştiğimizdir.
İnsanım ve sadece sanatçıyım; benim derdim kendim. Bunu açıkça söylüyorum. Ben bir sistem kuramam. Çünkü zaten devasa bir sistemin, evrenin içindeyim. Bu sistemi bütünüyle anlamaya zamanım yetmez.
Peki bu kanıya nasıl varıyorum?
Çünkü hızla akan bir nehrin, bazen de bir girdabın içindeyim. Biz insanlar bunu fark etmekte hâlâ zorlanıyoruz. Üstelik önümüze gelen her şeyi kendi küçük dünyamıza misafir ediyoruz.
Oysa evren, sonunda bu girdabı daha da hızlandıracak ve bizler tarih olacağız. Kimle karşı karşıya olduğumuzu anladığımızda ise zaman çoktan geçmiş olacak.
Anı yaşa. Çünkü bazen gerçekler bir anda karşımızda belirir.
Bana göre modern insanın en büyük yanılgılarından biri, sonsuzluğu yalnızca kendi zaman deneyimi üzerinden anlamaya çalışmasıdır. Bu beni hep düşündürüyor. Çoğu zaman sonsuzluğu kendi ölçülerimizle anlamaya çalışıyoruz. Belki de yanılgımız tam burada başlıyor. Çünkü kendi zamanımızı evrenin zamanı sanıyoruz.
Sonlu bir dünyada sonsuzu aramak, bana göre evrenle dost olmaktan geçer. Fakat sonsuzluğu sürekli kendi açımızdan ve kendi süreçlerimiz üzerinden düşünmek bir yanılgıdır. Biz, farkında olsak da olmasak da bu girdabın içindeyiz. Sanki sonsuzlukla boy ölçüşüyoruz. Oysa neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz hâlde bağlantıları yok sayıyor, ölümü karikatürize ediyoruz.
Risk kavramını yeniden düşünmemiz gerekiyor. Çünkü onu yalnızca bir tehlike olarak tanımlamak eksik kalıyor. Belki de süreklilik içinde kurulan ya da kopan bağlantılarda belire
n anomalilerin görünür hâle gelişidir. Her anomali bir kopukluk anlamına gelmez; bazen yeni bağlantıların kurulmasının da başlangıcı olabilir.
Düşünüyorum; belki de biz zaten sonsuzluğun içinden geliyoruz. Bunu neden düşündüğümü sorarsanız, cevabım şudur: Güç olanı yapmaya çalışıyorum; ısrarla bağlantılı düşünüyorum.
Can Ezgin
Yorumlar
Yorum Gönder